۞
translate
Aa
The Poets
Turkish - Fizilal-il Kuran
Ta, sin, mim.
1
Bu ayetler, açık anlamlı Kitabın ayetleridir.?
2
Ey Muhammed, onlar mü´min olmuyorlar diye neredeyse canına kıyacaksın.
3
Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de karşısında boyunları eğik kalır.
4
Onlar son derece merhametli olan Allah´ın kendilerine gönderdiği her yeni uyarıya burun kıvırarak set çevirirler.
5
Onlar yalanladılar. Fakat, alay konusu ettikleri gerçeklerin somut olayları ile yakında yüzyüze geleceklerdir.
6
Onlar yeryüzüne bakarak orada ne kadar yararlı bitki türleri yarattığımızı görmezler mi?
7
Hiç kuşkusuz bunda, üstün gücümüzü kanıtlayan bir ayet vardır, ama onların çoğu inanmazlar.
8
Hiç kuşkusuz senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
9
Hani Rabb´in Musa´ya şöyle seslenmişti, «Şu zalim topluma git.
10
Firavun´un soydaşlarına. Onlar hiç mi başlarına geleceklerden korkmuyorlar?»
11
Musa dedi ki: «Ya Rabbi, onlar beni yalanlayacaklar diye korkuyorum.»
12
Bu yüzden canım sıkılır ve öfkemden dilim tutulur. Onun için Harun´a da peygamberlik görevi ver.
13
Hem onların bana isnat ettikleri bir suç var, bu gerekçe ile beni öldürürler diye korkuyorum.
14
Allah dedi ki; «Hayır, korkma, İkiniz birlikte ayetlerimizle gidiniz. Biz sizinle birlikteyiz ve söylenecek her sözü işitiriz.»
15
Firavun´un yanına vararak ona deyiniz ki; «Biz bütün alemlerin Rabb´i olan Allah´ın peygamberiyiz.
16
İsrailoğullarının bizimle birlikte buradan ayrılmalarına izin ver.
17
Firavun dedi ki: «Biz seni çocukken yanımıza alarak büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?»
18
Sonunda o ağır suçu işledin. Sen o sırada bir kafirdin.
19
Musa dedi ki: «O suçu işlediğim sırada ben henüz doğru yolu bulmuş değildim.
20
Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan kaçtım. Sonra Rabb´im bana hikmet bağışlayarak beni peygamberlerinden biri yaptı.
21
O nimet diye başıma kaktığın şey israiloğullarını köleleştirmenin sonucudur.»
22
Firavun, «alemlerin Rabb´i dediğin nedir?» dedi.
23
Musa «Eğer kesin gerçeği öğrenmek istiyorsanız, O göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki bütün varlıkların Rabbidir» dedi.
24
Firavun çevresindekilere «dediklerini duyuyor musunuz?» dedi.
25
Musa: «O hem sizin hem de sizden önceki atalarınızın Rabbidir» dedi.
26
Firavun çevresindekilere: «Size peygamber olarak gönderilen bu adam kesinlikle bir delidir» dedi.
27
Musa, «Eğer düşünme yeteneğiniz varsa anlarsınız ki, O doğunun, batının ve bu ikisi arasındaki bütün varlıkların Rabbidir.» dedi.
28
Firavun «Eğer benden başka bir ilah edinirsen yemin ederim ki, seni hapse attırırım» dedi.
29
Musa «Sana doğru söylediğimi kanıtlayan apaçık bir delil göstersem de mi? dedi.
30
Firavun «Eğer doğru söylüyorsan kanıtını göster bakalım» dedi.
31
Bunun üzerine Musa elindeki değneği yere attı, değnek o anda sahici bir yılan oluverdi.
32
Ve elini yeninin altından çıkardı; bakanlar, onun ak bir parıltı saçtığını gördüler.
33
Bunun üzerine Firavun, çevresindeki seçkin yakınlarına dedi ki, «bu adam bilgili bir büyücüdür»
34
Sizi büyücülüğü ile yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Peki ne buyuruyorsunuz?»
35
Dediler ki; «Onu kardeşi ile birlikte oyala ve adam toplayacak elçilerini bütün kentlere gönder.
36
Bütün bilgili büyücüleri bulup sana getirsinler.
37
Bir süre sonra büyücüler belirli bir günün kararlaştırılan saatinde biraraya geldiler.
38
Halka da dediler ki, haydi toplanın bakalım.
39
Toplanın da eğer büyücüler galip gelirlerse onların peşinden gideriz.
40
Büyücüler gelince Firavun´a «Eğer biz yenecek olursak herhalde bize bir ödül verilecek değil mi? dediler.
41
Firavun evet, yakın adamlarım arasına gireceksiniz, dedi.
42
Musa, «Ne atacaksanız atın, hünerinizi gösterin bakalım» dedi.
43
Büyücüler, «Firavun´un ululuğuna andolsun ki, üstün gelen taraf biz olacağız» diyerek iplerini ve değneklerini attılar.
44
Arkasından Musa değneğini atınca, değnek büyücülerin bütün göz boyayıcılıklarını yutuverdi.
45
Bunun üzerine bütün büyücüler secdeye kapandılar.
46
Ve «bütün varlıkların Rabbine inandık.
47
Musa ile Harun´un Rabbine dediler.
48
Firavun, «ben izin vermeden O´na inandınız, öyle mi? Hiç kuşkusuz O size büyücülüğü öğreten elebaşınızdı. Ama yakında başınıza neler geleceğini öğreneceksiniz. Andolsun ki, sağlı sollu birer el ve ayağınızı kesecek ve arkasından hepinizi asacağım» dedi.
49
Büyücüler de dediler ki, «zararı yok, nasıl olsa Rabb´imize döneceğiz.
50
Bizler ilk inananlar olduğumuz için Rabb´imizin kusurlarımızı bağışlayacağını umarız.»
51
Arkasından Musa´ya «Bana inanan kullarımı geceleyin yola çıkar; sizi takip edecekler» diye vahyettik.
52
Firavun asker toplamakla görevli adamlarını şehirlere saldı.
53
Toplanan askerlerine dedi ki, «Bu adamlar, bir avuçluk, az sayıda bir toplulukturlar.»
54
Fakat bizi öfkelendiriyorlar.
55
Biz ihtiyatlı bir toplumuz.
56
Böylece biz, Firavun ve soydaşlarını bahçelerden ve pınar başlarından çıkardık.
57
Hazinelerden ve konforlu köşklerden de.
58
Böylece bunlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
59
Firavun ile soydaşları gün doğar doğmaz İsrailoğullarının ardına düştüler.
60
İki topluluk birbirlerini gördüklerinde Musa´nın taraftarları «Eyvah, yakalandık» dediler.
61
Musa «Hayır endişelenmeyin, Rabb´im benimle birliktedir, O bana bir çıkış yolu gösterecektir´ dedi.
62
O sırada Musa´ya; «Değneğinle denize vur» diye vahyettik. Bunun üzerine deniz yarılarak içinde oniki yol açıldı. Denizin her parçası yüce bir dağ gibi oldu.
63
Arkadan gelenleri oraya yaklaştırdık.
64
Musa ile yanındakilerin tümünü kurtardık.
65
Arkasından öbürlerini suda boğduk.
66
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Fakat insanların çoğu buna inanmadı.
67
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
68
Ey Muhammed, o müşriklere İbrahim´in olayını da anlat.
69
Hani İbrahim, babası ile soydaşlarına, «Neye tapıyorsunuz?» dedi.
70
Onlar da «Putlara tapıyoruz ve biz tapınmayı hep sürdüreceğiz» dediler.
71
İbrahim dedi ki, «O putlar, kendilerini imdada çağırdığınızda sesinizi işitirler mi?
72
Ya da size yarar veya zarar dokundurabiliyorlar mı?»
73
Onlar, «Hayır ama, atalarımızın böyle yaptıklarını gördük» dediler.
74
İbrahim dedi ki, «Nelere taptığınızı görüyor musunuz?»
75
Gerek sizin ve gerekse eski atalarınızın.
76
O putlar, benim düşmanlarımdırlar. Benim tek dostum alemlerin Rabb´i olan Allah´tır.
77
O beni yaratan ve doğru yola iletendir.
78
O beni doyuran ve içirendir.
79
Hastalığımda beni iyileştiren O´dur.
80
O, beni öldürecek ve sonra yeniden diriltecek olandır.
81
Hesaplaşma günü günahlarımı affedeceğini umduğum da O´dur.
82
Ya Rabbi, bana yararlı bilgi ve egemenlik ver ve beni iyi kullarının arasına kat.
83
İlerdeki kuşaklar arasında doğruluğun sözcüsü olmamı nasip eyle.
84
Beni bol nimetli cennette sürekli kalanlardan eyle.
85
Babamı affeyle. Çünkü o sapıklardandır.
86
İnsanların yeniden dirilecekleri gün beni mahcup etme.
87
Ki, o gün, insana ne malı ve ne de evlatları yarar sağlamaz.
88
Yalnız temiz kalple Allah´ın huzuruna gelen kurtulur.
89
O gün, cennet, kötülüklerden sakınanların yakınına getirilir.
90
Cehennem de sapıkların gözleri önünde dikilir.
91
Sapıklara denir ki; «Hani vaktiyle taptığınız sözde ilahlar.
92
Allah´ı bir yana bırakarak ilah edindiğiniz putlar? Şimdi size yardım edebiliyorlar ya da kendilerini kurtarabiliyorlar mı?
93
Düzmece ilahlar ile sapıklar başaşağı cehenneme atılırlar.
94
Şeytanın bütün askerleri de.
95
Orada birbirleri ile tartışmaya tutuşarak derler ki,
96
Vallahi bizler apaçık bir sapıklığa saplanmıştık.
97
Çünkü sizleri alemlerin Rabb´ine denk tutmuştuk.
98
Bizi ağır suçlular yoldan çıkarmışlardır.
99
Şimdi bizim bir şefaatçimiz yok.
100
Cana yakın bir dostumuz da yok.
101
Ah keşki, bir daha dünyaya dönebilsek de mü´minlerden olsak.
102
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.
103
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
104
Nuh´un soydaşları peygamberlerini yalanladılar.
105
Hani kardeşleri Nuh, onlara dedi ki, Siz hiç Allah´tan korkmaz mısınız?
106
Ben size gönderilmiş, güvenilir bir Allah elçisiyim.
107
Öyleyse Allah´tan korkunuz ve çağrıma uyunuz.
108
Ben bu çağrı hizmetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, benim çabamın karşılığını verecek olan alemlerin Rabb´idir.
109
O halde Allah´tan korkunuz ve çağrıma uyunuz.
110
Soydaşları, «peşinden gelenler aramızdaki ayak takımı iken hiç biz sana inanır mıyız» dediler.
111
Nuh dedi ki; «Onların neler yaptıklarını ben bilemem.»
112
Onların hesabını görmek, sadece Rabb´ime düşer. Keşke bu gerçeğin bilincinde olsanız.
113
Mü´minleri yanımdan kovmak bana yakışmaz.
114
Ben sadece açık sözlü bir uyarıcıyım.
115
Soydaşları; «Ey Nuh, eğer bu dediklerinden vazgeçmezsen taşa tutulup öldürülenlerden olacaksın» dediler.
116
Bunun üzerine Nuh dedi ki: «Ya Rabbi, soydaşlarım beni yalanladılar.
117
Onlar ile aramdaki meseleyi sen kesin çözüme bağla; beni ve yanımdaki mü´minleri kurtar.»
118
Bunun üzerine Nuh´u ve yanındakileri dolu bir gemiye bindirerek kurtardık.
119
Bunun arkasından dışarda kalanları suda boğduk.
120
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.
121
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
122
Adoğulları da peygamberlerini yalanladılar.
123
Hani kardeşleri Hud, onlara dedi ki, «Siz hiç Allah´tan korkmaz mısınız?»
124
Ben size gönderilmiş, güvenilir bir Allah elçisiyim.
125
Öyleyse Allah´tan korkunuz da, çağrıma uyunuz.
126
Ben bu çağrı hizmetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum, benim çabamın karşılığını verecek olan alemlerin Rabb´idir.
127
Sizler her yüksek tepeye gösteriş amaçlı bir anıt dikerek boş işlerle mi oyalanıyorsunuz.?
128
Hiç ölmemek ümidi ile sağlam köşkler mi yapıyorsunuz?
129
Birini yakalayınca zorbaca yakalıyorsunuz.
130
Allah´tan korkunuz da çağrıma uyunuz.
131
Size bildiğiniz nimetleri bağışlayan Allah´tan korkunuz.
132
O size davar sürüleri ile evlatlar bağışladı.
133
Bahçeler ve pınarlar armağan etti.
134
Sizin hesabınıza ´büyük gün´ün azabından endişe ederim.
135
Adoğulları dediler ki, «İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizim için birdir.»
136
Bu uygulamalarımız, eski atalarımızdan bize gelen geleneklerden başka birşey değildir.
137
Bizim azaba çarpılmamız sözkonusu değildir.
138
Böylece peygamberlerini yalanladılar. Biz de onları yokettik. Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğu inanmamış kimselerdir.
139
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
140
Semudoğulları da peygamberlerini yalanladılar.
141
Hani kardeşleri Salih onlara dedi ki, siz hiç Allah´tan korkmaz mısınız?
142
Ben size gönderilmiş güvenilir bir Allah elçisiyim.
143
Öyleyse Allah´tan korkunuz da çağrıma uyunuz.
144
Ben bu çağrı hizmetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum; benim çabalarımın karşılığını verecek olan, alemlerin Rabb´idir.
145
Siz bu dünyada hep güven içinde yaşatılacağınızı mı sanıyorsunuz?
146
Bahçeler ve pınarlar arasında
147
Ekinler ve olgun tomurcuklar hurmalar arasında
148
Dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapıyorsunuz?
149
Allah´tan korkunuz da çağrıma uyunuz.
150
Aranızdaki azıtmışların emirlerine uymayınız.
151
Onlar yeryüzünde kargaşa çıkarırlar, hiçbir bozukluğu düzeltmezler.
152
Semudoğulları dediler ki; «Sen büyüye çarpılmış birisin.»
153
Sen sadece bizler gibi bir insansın. Eğer doğru söylüyorsan bize bir mucize göster.
154
İstediğiniz mucize işte şu dişi devedir. Su içme sırası bir gün onun ve belli bir günde sizindir.
155
Ona bir kötülük dokundurmayınız. Yoksa Büyük Gün´ün azabına çarpılırsınız.´
156
Buna rağmen devenin ayaklarını keserek onu cansız yere devirdiler. Fakat hemen pişman oldular.
157
Arkasından azab, yakalarına yapıştı. Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.
158
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
159
Lut´un soydaşları da peygamberlerini yalanladılar.
160
Hani kardeşleri Lut, onlara dedi ki; «Siz hiç Allah´tan korkmaz mısınız?
161
Gerçekten ben, size gönderilen güvenilir bir peygamberim.
162
Öyleyse Allah´tan korkunuz da çağrıma uyunuz.
163
Ben bu çağrı hizmetime karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim çabalarımın karşılığını verecek olan alemlerin Rabb´idir.
164
Sizler erkekler ile cinsel ilişki kuruyorsunuz, öyle mi?
165
Buna karşılık Rabb´inizin sizin için eş olarak yarattığı kadınları bırakıyorsunuz? Sizler doğal sınırları çiğneyen, sapık bir toplumsunuz.
166
Soydaşları «Ey Lut, eğer bu dediklerinden vazgeçmezsen kesinlikle seni buradan süreceğiz» dediler.
167
Lut dedi ki; Ben sizin bu sapık davranışınızdan tiksinenlerdenim.
168
Ya Rabbi, beni ve ailemi bunların sapık davranışlarının yaygın cezasından kurtar.
169
Biz de Lut´u ve ailesini kurtardık.
170
Ailesinden sadece yaşlı bir kadın, sapıklar arasında kaldı.
171
Sonra geride kalanları yokettik.
172
Onların başlarına müthiş bir yağmur yağdırdık. Uyarıcıları umursamayanların başlarına yağan yağmur ne fenadır.
173
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdir.
174
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
175
Eyke halkı da peygamberlerini yalanladılar.
176
Hani Şuayb, onlara dedi ki; «Siz hiç Allah´tan korkmaz mısınız?»
177
Ben size gönderilmiş, güvenilir bir elçiyim.
178
Öyleyse Allah´tan korkunuz da çağrıma uyunuz.
179
Ben bu çağrı hizmetime karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum; benim çabalarımın karşılığını verecek olan, alemlerin Rabb´idir.
180
Ölçme işlemlerinizde dürüst olunuz, eksik ölçenlerden olmayınız.
181
Tartma işlemlerinde doğru ve duyarlı terazi kullanınız.
182
Halkın mallarına düşük değer biçmeyiniz, yeryüzünde kargaşa çıkarıp dirliği bozmayınız.
183
Sizi ve sizden önceki kuşakları yaratan Allah´tan korkunuz.
184
Eykeliler dediler ki; «Sen büyüye çarpılmış birisin.»
185
Sen de sadece bizler gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalan söylediğin kanısındayız.
186
Eğer doğru söylüyorsan başımıza gökten parçalar yağdır.
187
Şuayb «Rabbim neler yaptığınızı herkesten iyi bilir.»
188
Eykeliler, Şuayb´i yalanladılar. Bunun üzerine «Yakar bulut günü» nün azabı yakalarına yapıştı. O gerçekten müthiş bir günün azabı idi.
189
Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.
190
Ve yine kuşku yok ki, senin Rabb´in üstün iradeli ve merhametlidir.
191
Hiç kuşkusuz Kur´an, Rabb´in tarafından indirilmiştir.
192
Onu «güvenilir ruh» (Cebrail) indirdi.
193
Senin kalbine; uyarıcılardan biri olasın diye.
194
Açık, yalın bir arapça ile
195
Kur´an´ın temel ilkeleri, daha önceki ümmetlerin kutsal kitaplarında da yer almıştı.
196
İsrailoğulları bilginlerinin bu Kur´an´dan haberdar olmaları müşrikler için bir delil değil mi?
197
Eğer biz Kur´an´ı ana dili arapça olmayan birine indirseydik de,
198
Onu o müşriklere okusaydı ona yine inanmazlardı.
199
Böylece inanmamayı ağır suçluların kalplerine aşıladık.
200
Onlar acıklı azabı görmedikçe ona inanmazlar.
201
O azapla hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın yüzyüze gelirler.
202
O zaman «Acaba bize mühlet verilir mi?» derler.
203
Onlar azabımızın bir an önce gerçekleşmesini mi istiyorlar?
204
Baksana, eğer onları yıllarca refah içinde yaşatsak da,
205
Sonra tehdit edildikleri azap başlarına gelse;
206
Vaktiyle refah içinde geçirdikleri hayat kendilerine hiçbir fayda sağlamaz.
207
Yok ettiğimiz her ülkeye mutlaka uyarıcılar gönderdik.
208
Amaç başlarına gelecekleri kendilerine önceden haber vermektir. Biz zalim değiliz.
209
Kur´an, şeytanlar tarafından indirilmiş değildir.
210
Bu onların sıfatları ile bağdaşmaz. Zaten onlar bunu yapamazlar da.
211
Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.
212
Sakın Allah´ın yanısıra başka bir ilaha yalvarma; yoksa azaba çarpılanlardan olursun.
213
Öncelikle en yakın akrabalarını uyar.
214
Sana uyan mü´minlere karşı alçak gönüllülük kanatlarını indir.
215
Eğer hemşehrilerin sana karşı gelirlerse onlara «Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım» de.
216
Üstün iradeli ve merhametli olan Allah´a dayan.
217
O seni namaza durduğunda görür.
218
Secde edenler ile birlikte eğilip dikildiğini de görür.
219
Hiç kuşkusuz O, herşeyi işitir ve herşeyi görür.
220
Şeytânların kime ineceğini size söyleyeyim mi?
221
Onlar ne kadar aşırı yalancı ve günah düşkünü varsa onlara inerler.
222
Onlar, çoğunluğu yalancı olan şeytanların söylediklerine kulak verirler.
223
Şairlere gelince ancak amaçsız, havai insanlar onların peşinden gider.
224
Görmüyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar.
225
Ve yapmadıklarını söylerler.
226
Yalnız iman edip iyi ameller işleyenler, sık sık Allah´ı ananlar ve zulme uğradıklarında zalimlere karşı koyanlar böyle değildirler. Zalimler ne acı bir akıbetle yüzyüze geleceklerini yakında anlayacaklardır.
227